Yapay Zeka Kazançları Vatandaşa Dağıtılsın

Güney Koreli Samsung, çip üretiminden gelen karını onlarca kat artırınca, şirketin değeri 1 trilyon doların üzerine çıktı. Güney Kore hükümeti, yapay zeka şirketlerinin “kullanıcılardan” beslendiğini ileri sürerek, teknoloji şirketlerinin karından gelen vergi artışını vatandaşlarına “temettü” olarak dağıtmayı tartışıyor. Samsung işçileri de eyleme başladı. Çalışanlar ve vatandaşlar teknoloji şirketlerinin ortağı sayılmak istiyor. “Zenginliğin asıl sahibi kim” tartışması yeniden gündemde.

Merhaba,

Dijital vatandaşlık geliri tartışması bu sefer de Güney Kore’den yükseliyor. Bu yıl yaklaşık 220 milyar dolar işletme karı elde etmesi beklenen Samsung işçilerinin “AI kaynaklı işletme kârının yüzde 15’i çalışanlara dağıtılsın” talebi, işçi sınıfı mücadelesinin ücret artışından kar payına evrildiğinin işareti. Yapay Zeka’nın gelir dağılımındaki bozulmayı dramatik şekilde artıracağından ve sosyal patlamalara yol açacağından endişe eden hükümetler, bu taleplere sıcak bakıyor. Vatandaşlık geliri kavramı refah devletlerinin uzun zamandır gündeminde.

Yapay Zekâ Temettüsü

Güney Kore’de iktidar çevreleri, yapay zekâ şirketlerinden alınacak ek vergilerin vatandaşlara yapay zeka temettüsü olarak dağıtılmasını tartışıyor. Mantık şu: Yapay zekâ, toplumun ortak bilgi birikimi ve kamusal altyapı sayesinde büyüdü; o halde getirisi yalnızca hissedarlara değil topluma da dönmeli. Bu yaklaşım, klasik refah devleti anlayışından biraz daha farklı. Artık maaş değil “algoritmik sermaye getirisi” konuşuluyor. Devletler, üretkenlik patlamasının toplumsal öfkeye dönüşmesini endişe ediyorlar.

Servet Vergisi’nin Arkasında Yapay Zekâ Var

ABD’de özellikle teknoloji milyarderlerinin servet artışı yeniden hedefte. Tartışma artık yalnızca “zenginlerden daha fazla vergi alınsın” noktasında değil. Asıl mesele, yapay zekânın sermaye sahiplerini geometrik biçimde zenginleştirirken emeğin pazarlık gücünü azaltması. Elizabeth Warren ve Bernie Sanders çizgisi, AI çağında servet vergisini sosyal istikrar aracı olarak görüyor. Silikon Vadisi’nde ise karşı argüman hazır: “Aşırı vergi inovasyonu öldürür.” Böylece 21. yüzyılın temel kavgası şekilleniyor: Verimlilik mi öncelikli, toplumsal denge mi?

Norveç’in Petrol Fonu Modeli

Norveç, petrol gelirlerini günlük siyasete harcamak yerine dünyanın en büyük egemen varlık fonlarından birine dönüştürdü. Amaç, doğal kaynak gelirlerini gelecek nesillere taşımaktı. Şimdi benzer mantığın veri ve yapay zekâ için uygulanabileceği konuşuluyor: “Petrol yerine veri.” Çünkü birçok ekonomist, vatandaşların dijital ekonomiye ham maddeyi zaten verdiğini düşünüyor. Kullanıcı verileri, davranış kalıpları, içerik üretimi… Bunların tamamı yeni çağın petrolü kabul ediliyor. Tartışma şu noktaya evriliyor: Veri üreten toplum, AI gelirlerinden neden pay almasın?

Alaska Modeli

Yapay zeka gelirlerini vatandaşlara dağıtmak yeni bir fikir değil; Alaska 1982’den bu yana bunu yapıyor. Alaska Kalıcı Fonu modeli şu şekilde işliyor: Kamu kaynaklarını kullananlar Vatandaş Fonu’na ödeme yapıyor, bu fon da her yıl vatandaşlara temettü olarak dağıtılıyor. Uygulanan çalışmalar, bu modelin özellikle savunmasız gruplar ve yerli Alaska halkı arasında yoksulluğu azalttığını gösteriyor. Model, teknoloji devlerinin elde ettiği devasa kârların çok küçük bir kısmının bile vatandaşlara dağıtılsa ciddi bir “dijital vatandaşlık geliri” oluşabileceğini gösteriyor. Bu yüzden bazı akademisyenler, “Ücret değil, teknoloji sermayesinden düzenli pay” görüşünü öne çıkarıyor.

Samsung Meydanında Yeni Sınıf Mücadelesi

Samsung’un bu yıl yaklaşık 330 trilyon won (220 milyar dolar) işletme kârına ulaşması bekleniyor. SK Hynix de AI çip patlamasının en büyük kazananlarından biri. Ancak mesele artık sadece şirket kârı değil; bu kârın kime ait olduğu. Samsung işçileri ciddi. 21 Mayıs’tan itibaren büyük çaplı greve gideceklerini açıkladılar. On binlerce kişi Samsung’un ana üretim tesisi önünde yürüyüş düzenledi. Sendikanın talebi dikkat çekici: “AI kaynaklı işletme kârının yüzde 15’i çalışanlara dağıtılsın.” Bu, klasik ücret pazarlığı değil. Çalışanlar artık “algoritmik verimlilikten pay” istiyor.

Yapay Zekâ, Sendikaları Yeniden Güçlendirebilir

Uzun süre otomasyonun sendikaları zayıflatacağı düşünüldü. Fakat tam tersi bir eğilim oluşuyor. Çünkü çalışanlar artık yalnızca işlerini korumaya değil, makinelerin ürettiği verimlilikten pay almaya odaklanıyor. Özellikle yarı iletken, lojistik ve beyaz yakalı teknoloji sektörlerinde “AI bonusu” talepleri yükseliyor. Bu durum 19. yüzyıl sanayi devriminin yeni versiyonu gibi. O dönemde işçiler makinelere karşıydı; bugün ise çalışanlar makineleri değil, makine gelirinin tek elde toplanmasını sorguluyor.

Avrupa’da Robot Vergisi

Avrupa Birliği çevrelerinde yıllardır konuşulan “robot vergisi” fikri yeniden gündemde. Özellikle müşteri hizmetleri, hukuk, muhasebe ve medya gibi alanlarda yapay zekâ nedeniyle iş kaybı beklentisi arttıkça, devletler sosyal güvenlik finansmanını koruma telaşına düştü. Argüman basit: İnsan çalıştırmayan şirket, sosyal sisteme nasıl katkı verecek? Çünkü mevcut refah modelleri maaş vergilerine dayanıyor. Eğer çalışan azalırsa devletlerin vergi tabanı eriyor.

Çin Modeli: Sosyal İstikrar Önceliği

Çin, yapay zekâyı agresif biçimde desteklerken aynı zamanda “ortak refah” söylemini güçlendiriyor. Pekin yönetimi, teknoloji devlerinin aşırı güçlenmesinin sosyal kırılma yaratabileceğinden endişeli. Bu nedenle son yıllarda platform şirketlerine yönelik regülasyonlar artırıldı. Çin’in yaklaşımı Batı’dan farklı: Amaç bireysel özgürlükten çok toplumsal istikrarı korumak. AI çağında işsiz genç nüfusun büyümesi, Pekin açısından ekonomik olduğu kadar güvenlik meselesi.

Ücret mi, Hisse mi?

Teknoloji ekonomisi ilerledikçe klasik ücret sistemi de sorgulanıyor. Çünkü yapay zekâ çağında şirketlerin kazançlarında asimetrik artış var. Bu nedenle bazı ekonomistler çalışanlara ücret dışında şirket hissesi, veri telifi veya otomasyon primi adı altında ödeme yapılmasını savunuyor. Özellikle NVIDIA ve Samsung gibi çip üreten şirketlerin piyasa değerleri patlarken, çalışanların “Biz yalnızca ücretli operatör müyüz?” sorusu büyüyor. Yeni çağın sendikal mücadelesi muhtemelen hissedarlık üzerinden şekillenecek.

Asıl Mesele Ekonomik Değil Siyasi

Hükümetlerin telaşı yalnızca gelir eşitsizliği değil. Tarihsel olarak büyük verimlilik sıçramaları, sosyal huzursuzluk ve siyasi radikalleşme üretti. Yapay zekâ da benzer bir risk taşıyor. Eğer toplumun büyük kısmı “AI zenginleri” karşısında dışlandığını hissederse, popülist siyaset güçlenebilir. Bu yüzden AI vergisi, vatandaş temettüsü, evrensel gelir ya da çalışan bonusu gibi fikirler yalnızca ekonomi politikası değil; sistemin meşruiyetini koruma araçları olarak görülüyor.

Yapay zekâ çağında kapitalizm kendini yeniden mi tasarlayacak, yoksa eşitsizlik yeni bir küresel öfke dalgası mı üretecek?

Barlas Yurtsever,13 Mayıs 2026, İstanbul

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *