Yapay Zeka Yüzünden İşten Çıkarılma Mahkeme Kararıyla Yasaklandı.

Çin’de bir mahkeme şirketlerin “işi Yapay Zeka’ya yaptırıyorum” gerekçesiyle işçi çıkaramayacağına karar verdi. Çin’de şirketler artık çalışanlarını sadece yapay zekâ sistemleriyle değiştirmek için işten çıkaramayacak.

Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, teknoloji şirketinde kalite güvence uzmanı olarak çalışan bir kişi, büyük dil modellerinin çıktılarının doğruluğunu kontrol etmekten sorumluydu. Bir yapay zeka sistemi onun işini devralınca, rütbesi düşürüldü ve yüzde 40 maaş kesintisine zorlandı.

Çalışan görev değişikliğini reddedince, şirket yapay zekâ nedeniyle personel sayısındaki azalmayı gerekçe göstererek işine son verdi. Dava tahkime, ardından da Çin mahkeme sistemine taşındı ve mahkeme tazminata karar verdi. Bu karar, Aralık ayında başka bir Çin mahkemesinin verdiği emsal karara dayanıyor. Söz konusu davada, bir haritalama şirketinin, yapay zeka uygulaması nedeniyle, çalışanlarından birinin sözleşmesini feshetmesini “yasal” bulmadı.

Yapay Zeka’nı artık “hak mücadelesi” alanına dönüştüğünün gösteren başka gelişmeler de var. “YZ Haklı Fesih Sebebi Olamaz?” diyen mahkemeler artık bir şirketin “YZ kullanıyoruz” demesini tek başına yeterli bir işten çıkarma gerekçesi olarak görmüyor. Şirketin, YZ entegrasyonu sonrası personelin neden başka bir departmanda değerlendirilemediğini kanıtlaması gerekiyor.

Hele çalışanın maaşının yüzde 40 düşürülmesi “çalışma koşullarında esaslı değişiklik” kategorisine giriyor. Hukuk sistemleri, teknolojik dönüşümün faturasının sadece çalışana kesilmesini “dürüstlük kuralına aykırı” buluyor.

“Algoritma böyle karar verdi” savunması artık hukuken geçersiz. Avrupa yasal düzenlemelerle, kişilerin tamamen otomatikleştirilmiş kararlara (işten çıkarma gibi) tabi olmama hakkını koruyor.

İtalya – Yemeksepeti (Deliveroo) Kararı (2021): İtalyan mahkemesi, Deliveroo’nun kullandığı “Frank” adlı algoritmanın işçileri ayrıştırdığına ve haksız yere iş akışını kestiğine hükmetti. Bu, algoritmanın “patron” olarak hukuki sorumluluğuna dair ilk büyük kararlardan biriydi.

Hollanda – Uber Sürücüleri Davası: Sürücülerin “algoritma tarafından kovulması” (robo-firing) üzerine açılan davalarda, mahkemeler şirketlerin şeffaf bir açıklama yapmadan sadece veri çıktılarına dayanarak sözleşme feshedemeyeceğine hükmetti.

Hollywood Grevi: 2023’teki grevlerin temel sonucu, YZ’nin bir “yazar” veya “aktör” yerine geçemeyeceğine dair sözleşmeli güvencelerdi. Bu, sendikal düzeyde kazanılmış bir “iş güvencesi” emsali olarak tarihe geçti.

Uzmanlar, “YZ, işin niteliğini değiştirebilir ancak iş sözleşmesinin temelindeki ‘karşılıklı güven’ ilişkisini tek taraflı olarak yok edemez. Teknolojik ilerleme, yasal tazminat yükümlülüklerinden kaçmak için bir kalkan olarak kullanılamaz” görüşünde.

Sert eleştirilerden biri de MIT Ekonomi Profesörü Daron Acemoğlu’ndan geldi. Acemoğlu’na göre, eğer YZ sadece “maliyet düşürücü” olarak kullanılır ve yeni görevler yaratmazsa, toplumsal refahı düşürecektir”.

Goldman Sachs Raporu, YZ’nin dünya çapında 300 milyon tam zamanlı işi etkileyebileceğini öngörüyor. Rapor, iş kayıplarının idari ve hukuki süreçlerle yönetilmemesi durumunda sosyal istikrarsızlık riskine dikkat çekiyor.

OECD Verilerine göre işçilerin yüzde 60’ı önümüzdeki 10 yıl içinde YZ nedeniyle işlerini kaybetmekten korkuyor. Bu kaygı, Çin’deki gibi mahkeme kararlarının neden “toplumsal bir talep” olduğunu açıklıyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise YZ’nin işleri tamamen yok etmekten ziyade, işlerin içeriğini değiştireceğine dikkat çekiyor. Mahkemenin “kalite güvence uzmanını başka yerde değerlendirin” yaklaşımı, bu görüşü destekler niteliktedir.

Uzun dönemde 300 milyon kişinin iş kaybına uğrayacağı tahmini ürkütücü. Yılbaşından bu yana bunların işaretlerini görmeye başladık bile. İşte en iştahlılar.

Büyük Teknoloji Devleri (Big Tech)

Microsoft: 2026’nın ilk çeyreğinde, özellikle YZ yatırımlarına kaynak ayırmak amacıyla toplam 81.000 kişilik (Meta ile birlikte toplam rakam) bir işten çıkarma ve gönüllü emeklilik paketi süreci başlattı. Microsoft CFO’su Amy Hood, YZ harcamaları artarken iş gücünün daralmaya devam edeceğini açıkça belirtti.

Meta (Facebook/Instagram): Nisan 2026’da yaklaşık 8.000 çalışanını (iş gücünün yüzde 10’u) işten çıkaracağını duyurdu. CEO Mark Zuckerberg, bu kararın arkasında YZ altyapısı için planlanan 135 milyar dolarlık devasa yatırım bütçesini dengeleme ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Google: Ocak 2026 itibarıyla özellikle reklam satış (GBO) ve mühendislik birimlerinde yeni bir işten çıkarma dalgası başlattı. Google, manuel süreçlerin “otonom temsilciler” (AI agents) ile değiştirilmesini önceliklendiriyor.

Yazılım ve Donanım Sektörü

Oracle: Nisan 2026’da dünya genelinde 30.000 çalışanını etkileyen dev bir tensisat kararı aldı. Şirket, bulut ve YZ odaklı bir yapıya geçmek için geleneksel rollerde büyük bir temizliğe gitti.

SAP: Geçen yıl başlayan yeniden yapılanma sürecini 2026’da derinleştirdi. Toplamda 10.000’den fazla pozisyonun YZ odaklı becerilerle değiştirilmesi veya kapatılması hedefleniyor.

Intel: Donanım tarafında YZ çiplerine odaklanmak için yaklaşık 15.000 kişilik bir işten çıkarma planını uygulamaya koydu.

Atlassian: “YZ Çağı”na uyum sağlamak gerekçesiyle iş gücünün %10’una tekabül eden yaklaşık 1.600 kişinin işine son verdi.

Finans ve Perakende Sektörü

Citigroup: 2026 yılı sonuna kadar operasyonel verimliliği artırmak ve otomasyonu devreye sokmak amacıyla kademeli olarak 20.000 pozisyonu kapatmayı planladığını duyurdu.

Klarna (Fintech): CEO Sebastian Siemiatkowski, YZ’nin beyaz yakalı işlerini devralması nedeniyle 3.000 kişilik mevcut kadrolarını 2030’a kadar 2.000’in altına indireceklerini açıkladı. Şirket, sadece “insan dokunuşu” gerektiren rollerin kalacağını belirtiyor.

Nike: Nisan 2026’da, teknoloji ve veri birimlerini YZ ile modernize etmek amacıyla 1.400 çalışanını işten çıkardı.

Bu tablo, YZ’nin artık sadece bir “yardımcı araç” değil, şirket bütçelerinde ve organizasyon şemalarında ana belirleyici faktör haline geldiğini gösteriyor. Özellikle Çin’deki mahkeme kararları bu dalganın hukuki bariyerlere çarpıp çarpmayacağını belirleyecek kritik bir dönemeç olacak.

Hükümetlerin Yapay Zeka Paradoksu

Hükümetler ise bir yandan yapay zekayı teşvik etmek Ama öbür yandan istihdam kaybına engel olmak konusunda dengeyi tutturmak istiyorlar. İnovasyonu kaçırmamak ile toplumsal patlamaya yol açacak işsizliği önlemek arasında sıkışmış durumdalar. Ancak iş çığırından çıkınca sert yasalar ve somut teşvik paketleri açıklamaya başladılar.

Hukuki Koruma Duvarları konusunda en somut adım, Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası (EU AI Act) ile atıldı. 2 Ağustos 2026 itibarıyla tam kapsamlı olarak yürürlüğe girecek olan bu yasa, iş dünyasını doğrudan etkiliyor. Buna göre, işe alım, terfi ve performans değerlendirme süreçlerinde kullanılan YZ sistemleri “yüksek riskli” kategorisine alındı. Bu, şirketlerin sadece bir algoritma çıktısıyla işten çıkarma yapmasını zorlaştırıyor. YZ’nin verdiği kararlarda “insan onayı” artık opsiyonel değil, yasal bir zorunluluk. Hiçbir çalışan, sadece bir yazılımın analiziyle kapı dışı edilemeyecek.

Güney Kore örneğinde ise, “Yapay Zeka Çerçeve Yasası” Ocak 2026’da yürürlüğe girdi. Hyundai gibi devlerin insansı robot planları sonrası hızlandırılan yasa, istihdamı etkileyecek YZ uygulamaları için hükümete “müdahale ve denetim” yetkisi veriyor.

Hükümetler, işini kaybedecek olanlara doğrudan nakit yardımı yapmak yerine, onları YZ çağının yeni işlerine hazırlayan “beceri dönüşüm” fonları açıyor. İngiltere ve Singapur gibi ülkeler, vatandaşlarına sadece YZ ve veri analitiği eğitimlerinde kullanılabilecek yıllık kredi/çek tanımlıyor.

Şirketlere, “işten çıkarma yapmak yerine mevcut personeline YZ eğitimi verenler” için kurumlar vergisinde ciddi indirimler veya hibe destekleri sunuluyor.

Sosyal Güvenlik ve “Robot Vergisi”

Gelir kaybını dengelemek için radikal modeller üzerinde çalışılıyor. Bazı Avrupa ülkeleri, YZ nedeniyle verimliliği artan şirketlerde haftalık çalışma saatlerini düşürüp, aynı maaşla işin daha fazla kişi arasında paylaştırılmasını teşvik eden modelleri test ediyor.

YZ’nin yarattığı artı değerden alınan vergilerle, işsiz kalan kitlelere asgari bir geçim sağlama fikri, 2026’da Kaliforniya ve İskandinav ülkelerinde pilot bölgelerde yerel yönetimlerce desteklenmeye başlandı.

Yerli Ve Milli YZ Teşvikleri

Hükümetler, yabancı YZ devlerine bağımlı kalıp iş gücünü kaybetmek yerine “yerli ve milli YZ” projelerine milyarlarca dolar bütçe ayırıyor. Örneğin Fransa ve Almanya, kendi dillerinde ve kendi iş kültürlerine uygun modelleri (Mistral gibi) destekleyerek, yerel iş kollarının Amerikan veya Çin menşeli otomasyon sistemleri tarafından domine edilmesini engellemeye çalışıyorlar. Türkiye’de TUBİTAK merkezli çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Özetlersek, 2026’da devletlerin yaklaşımı; “Yapay zekayı yasaklayamayız ama onun işçiyi bir gecede sokakta bırakmasına da izin veremeyiz” şeklinde evrildi. Çin’deki son mahkeme kararları, bu yaklaşımın yargı ayağındaki en güçlü yansıması oldu.

Barlas Yurtsever, 04.05.2026, İstanbul

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *